Veba, Tifo, Kolera, Grip, Aids ve Koronavirüs… Pandemi Günlükleri…

0
435

 

Dünya üzerinde geniş alanlara yayılan ve pek çok insanı etkileyen salgın hastalıklara Pandemi denir. Pandemi, Antik Yunanca’da tüm anlamına gelen παν (pan) ile insanlar anlamına gelen δῆμος (demos) kelimelerinden türetilmiştir. Bu sebeple Pandemi sözcüğü tüm insanlığı etkileyen bir anlam ifade etmektir.

Bir hastalığın pandemi sayılabilmesi için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenmiş bazı kriterlere sahip olması gerekmektedir. Dünya üzerinde görülen her hastalığı bu sebeple pandemi olarak nitelendirmek doğru olmaz.

Bir hastalığın genel salgın olan pandemi olarak tanımlanabilmesi için ilk şart hastalığın daha önceden bilinmeyen ve toplum tarafından daha önceden maruz kalınmamış bir hastalık olmasıdır. İkinci olarak hastalığa sebep olan faktörün bulaşıcı nitelikte olup, ciddi sağlık sorunlarına sebep olarak tehlike arz etmesidir. Üçüncü ve son olarak hastalığın insanlar arasında kolayca ve hızlı bir şekilde yayılmasıdır.

Bu sebeple bir hastalığın yaygın olması ve ölümcül sonuçlara sebep olması, bu hastalığın pandemi olarak nitelenmesini sağlamaz. Örneğin şeker hastalığı dünya genelinde yaygın bir hastalıktır. Pek çok insanın sağlığını olumsuz etkilemekte, kalıcı hasarlar bırakmakta hatta insanların şeker komasına girmesine sebep olup ölümlerine bile sebep olmaktadır. Ancak bulaşıcı değildir ve insanlar arasında hızlı bir yayılım göstermediği için pandemik sayılmaz. Kısaca bir hastalığın pandemi sayılabilmesi için yeni bir hastalık olması, bulaşıcı olması ve salgın şeklinde kolaylıkla ve hızlıca yayılması gerekmektedir.

Dünya tarihine bakıldığında çok eski yıllardan günümüze kadar pek çok salgın hastalık vakası görülmüştür. Bunlara örnek olarak Veba, Kolera, Tifo, Grip ve Aids pandemileri örnek verilebilir. Son olarak Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde Aralık 2019 tarihinde Koronavirüs Pandemisi başlamış ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına almıştır. 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Pandemi ilan edilmiştir.

KARA VEBA

14. yüzyılda Asya’nın güneybatısından başlamış, Avrupa’yı da etkisi altına alarak 200 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Kara Ölüm olarak da adlandırılan bu salgına pirelerden ve farelerden geçen Yersinia pestis adı verilen bir bakterinin sebep olduğu tahmin edilmektedir. Çin ve Orta Asya’da başlayan veba, Moğolların istila ettikleri Avrupa şehirlerine mancınıkla vebalı cesetler fırlatmalarıyla Avrupa’yı da etkisi altına almıştır. Bakteri kaynaklı bir enfeksiyon olan veba,  bakteri vücuda girdikten sonra 3 ila 8 gün içinde etkisini gösterir. Belirtileri halsizlik yüksek ateş, üşüme, baş ağrısı, ishal ve bubo adı verilen lenf bezi şişmeleridir. Deri altında ve iç organlarda kanamalar sonucu ciltte siyah lekeler oluşur. Lenf sistemi enfeksiyonuna ve akciğer enfeksiyonuna kadar ilerleyebilir. Kan kusma görülebilir.

KOLERA

19. yüzyılda Japonya, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada’da görülmüştür. Vibrio cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan, akut ve şiddetli ishal ile seyreden bir hastalıktır. Temiz olmayan içme suyu kaynakları, çiğ gıdalar ve gelişmemiş kanalizasyon sistemleri hastalığa davetiye çıkarmaktadır. 1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti askerleri ve muhacirler kolera yüzünden büyük kayıplar vermişlerdir. Kolera, bakteri kaynaklı bir hastalık olduğun için antibiyotik kullanımı ile birlikte kaybedilen su ve elektrolit takviyesi yapılarak tedavisi mümkündür.

TİFO

Yetersiz hijyen şartları, kirli içme suları ve temiz olmayan gıdalardan dolayı, her yıl dünyada 200 bin insanın ölümüne sebep olan, Salmonella typhi isimli bakteriden kaynaklanan bir hastalıktır. Belirtileri yorgunluk, baş ağrısı, ateş, iştahsızlık, burun kanaması, bronşit, ishal, karında ve sırtta kırmızı lekeler, düşük tansiyon, gergin ve şişmiş bir karın, bağırsak kanaması, kilo kaybı ve bademcik iltihabıdır. Antibiyotik kullanımı, bol su içilmesi ve dengeli beslenme ile tedavisi mümkündür.

GRİP

İnfluenza olarak da adlandırılan virüs kaynaklı bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda 1 hafta 10 gün süre içinde etkisini yitirmesine rağmen kronik rahatsızlığı olanlarda ölüme sebep olabilmektedir. İnfluenza A, İnfluenza B ve İnfluenza C gibi gibi üst sınıfları; H1N1 (Domuz Gribi) ve H2N2 (Kuş Gribi) gibi pek çok alt sınıfları bulunan gribe Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsü sebep olmaktadır. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik tedavisinin faydası yoktur.

Genel olarak grip belirtileri; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrısı, baş ağrısı, üşüme hissi ve halsizliktir. İlerleyen süreçte zatürre, solunum güçlüğü ve ölüme sebep olabilmektedir. Genellikle solunum yoluyla hastalık bulaşmaktadır. Aşı tedavisi, koruyucu maskeler, el dezenfektanı kullanımı ve kişisel hijyene dikkat etmek korunma yöntemleridir.

Tarih çağları boyunca pek çok grip salgını görülmüştür. 20. yüzyılda 9-39 yıl arayla yeni virüs alt tiplerine bağlı dört ya da beş grip pandemisi görülmüştür. 1918-1920 yıllarında İspanyol Gribi Pandemisi olarak adlandırılan salgında H1N1 virüsünün 40-50 milyon kişinin ölümüne sebep olduğu tahmin edilmektedir. Ardından 1957-1958 (H2N2), 1968-1969 Hong Kong Gribi (H3N2) ve 1977-1978 (H1N1) pandemileri olmuştur. Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.  Son olarak kuş gribi 2005-2008 yılları arasında tekrar ortaya çıkmıştır. 2009 yılında Meksika’da başlayıp dünyaya yayılan Domuz Gribi pandemisinde hastalık 191 ülkede yaklaşık 800,000 kişide görülmüş, 8238 kişi H1N1 virüsü nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Bundan sonraki süreçlerde yeni grip pandemileri kaçınılmaz gibi görünmektedir. Sürekli mutasyona uğrayan grip virüsleri sebebiyle dünya üzerindeki influenza virüs aktivitesi sürekli olarak izlenmekte ve grip aşılarının bileşiminde her yıl güncellemeler yapılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu amaçla 1947’de başlattığı Küresel Grip Programı’nı uygulamaktadır.

AIDS

HIV virüsünün sebep olduğu, Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu olarak açılımı yapılan AIDS, küresel bir pandemi örneğidir. 1980’lerde ilk olarak Afrikada başlayan hastalık 1981-2008 yılları arasında, 20 milyon kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.  2014 yılı itibarıyla, dünyada yaklaşık 36.9 milyon insan HIV virüsüne sahiptir.

HIV’nin muhtemelen 20. yüzyılın ilk yarısında, maymunların etleri için avlanması ve doğranması sırasında insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Bu virüs insan bağışıklık sistemine ağır ağır nüfuz ederek, vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli hastalıklara karşı savunmasız hale getirerek sonunda ölümüne sebep olur.

KORONAVİRÜS

Yeni Koronavirüs (COVID-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür. Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır.

Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir.

En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir. Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir. 60 yaş üzeri insanlar, kronik rahatsızlığı olanlar ve sağlık çalışanları risk grubundadırlar. Koronavirüs hastalığını (COVID-19) önleyen bir aşı yoktur.

Dünya üzerinde şu an Koronavirüs sebebiyle 2 milyondan fazla vaka tespit edilmiş, 500 binden fazla kişi iyileşmiş ve 145 binden fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Türkiye de ise şu an itibariyle vaka sayısı 70 bini aşmış, 1500’den fazla kişi vefat etmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here